Silen
Frig mitolojisinde şarap tanrısının yardımcısı. Vadinin bağcılık geçmişiyle örtüşen, en eski katmana bağlanan rivayet.
Sille'nin hikâyesi tek bir uygarlığın değil, üst üste yığılmış sekiz dönemin hikâyesi. Hitit'ten Cumhuriyet'e, aynı vadide.
Sille, Konya şehir merkezinin 8 kilometre kuzeybatısında, Takkeli Dağ ile Karabuğa Dağı arasındaki vadide, 1.115 metre yükseklikte kurulmuş. Konumu tesadüf değil: vadi hem su veriyor, hem rüzgârdan koruyor, hem de İpek Yolu'nun Konya kolunu bir gün mesafede tutuyordu.
Bu üç özelliğin toplamı, vadiyi üst üste gelen her uygarlık için cazip kıldı. Hititler, Frigler, Roma, Bizans, Anadolu Selçukluları, Karamanoğulları ve Osmanlılar aynı yamaçlara yerleşti. Hiçbiri öncekini tamamen silmedi; ekledi. Bugün Sille'de gördüğünüz doku, bu eklemelerin toplamı.
Zaman çizelgesi
Vadi ve çevresi erken yerleşim izleri taşır. Takkeli Dağ zirvesindeki Gevale Kalesi'nin kökeni Hitit dönemine kadar götürülür. Frig mitolojisi ise yerleşimin adına dair en eski rivayeti bırakmıştır.
Yerleşimin tarihi MS 50'li yıllara kadar uzanır. Sille, Anadolu'nun en erken Hristiyan topluluklarından birine ev sahipliği yapar. Vadi yamaçlarındaki kaya oyukları bu dönemde ibadet ve barınma alanı olarak kullanılmaya başlar.
Rivayete göre İmparator Konstantin'in annesi Helena, Kudüs'e hac yolculuğu sırasında Konya'da konaklar ve buradaki erken Hristiyan mabetlerini gördükten sonra kilisenin yapımını buyurur. Yapı, adını ondan alır.
Aziz Chariton'un 4. yüzyılda kurduğu kabul edilen Ak Manastır (Hagios Chariton), vadinin batısında bir manevi merkeze dönüşür. Kayaya oyulmuş kiliseler, ayazma ve keşiş hücreleri bu döneme aittir. 7. yüzyılda, sık Arap akınlarına karşı Gevale Kalesi savunma amacıyla güçlendirilir.
Konya başkent olunca Sille, başkentin hemen yanı başındaki bir uç yerleşime dönüşür. Ak Manastır'daki 1067 ve 1289 tarihli kitabeler, bu dönemde yapının onarıldığını belgeler — yani Hristiyan cemaat varlığını sürdürmektedir. Bu birlikte yaşama, Sille'nin en ayırt edici özelliği hâline gelir.
Selçuklu'nun ardından bölge Karamanoğulları Beyliği'nin idaresine geçer. Sille, Karaman coğrafyasının Türkçe konuşan Ortodoks nüfusunun — Karamanlıların — başlıca yerleşim merkezlerinden biridir.
19. yüzyıl ortasına kadar Sille sosyo-ekonomik olarak gelişmiş bir yerleşimdir. Ticaret, halıcılık, çömlekçilik, taşçılık, bağcılık ve mumculuk bir arada yürür. Ak Camii 1864'te, Hacı Ali Ağa Hamamı 1884'te yapılır; Karataş Camii 18. yüzyıla tarihlenir. 19. yüzyıl sonunda vadide yedi cami vardır.
Lozan Antlaşması sonrası nüfus mübadelesiyle Sille'nin Rum nüfusu Yunanistan'a gönderilir; yerlerine Batı Trakya'dan Türkler yerleştirilir. Vadinin demografisi ve ekonomisi bir daha eskiye dönmez.
Doğal ve kültürel değeri nedeniyle Sille 2001'de kentsel sit alanı ilan edilir. Aya Elenia Anıt Müze ve Tepe Şapeli'ndeki Zaman Müzesi ziyarete açılır. Bugün vadide yaklaşık 3.700 kişi yaşıyor ve Sille, Konya'nın en çok ziyaret edilen kültür duraklarından biri.
Etimoloji
Adın kökeni kesin olarak bilinmiyor. Kaynaklarda birbiriyle yarışan dört rivayet var — ve dördü de vadinin farklı bir katmanına işaret ediyor.
Frig mitolojisinde şarap tanrısının yardımcısı. Vadinin bağcılık geçmişiyle örtüşen, en eski katmana bağlanan rivayet.
Romalı komutanın adından türediği ileri sürülür. Yerleşimin Roma dönemindeki varlığına işaret eder.
"Akan su" anlamında. Vadinin ortasından geçen Sille Deresi'ni ve sokakların içindeki su kanallarını düşününce en akla yatkın olanı.
Arapçada "sel" demek. Dar vadinin ani yağışlarda taşıdığı suyu bilenler için yabana atılacak bir açıklama değil.
Dil ve inanç
Sille'nin en şaşırtıcı kültürel özelliği, bir dil meselesi. Vadide yaşayan Ortodoks cemaatin gündelik dili Türkçeydi. Ayin bile Türkçeye yakın bir dilde yapılıyordu.
Bu topluluk, Karaman coğrafyasında yaşadıkları için Karamanlılar olarak anılır. Türkçeyi Yunan alfabesiyle yazarlardı; bu yazıya Karamanlıca denir. Sille, Anadolu'daki başlıca Karamanlı yerleşim merkezlerinden biriydi.
Aynı sokakta, aynı dili konuşan, farklı ibadethanelere giden komşular.
Bölgedeki mezar taşlarında ve kilise kitabelerinde Karamanlıca metinlere hâlâ rastlanır: harfleri Yunanca, kelimeleri Türkçe. Sille'yi bir "Rum köyü" diye özetlemek, bu yüzden eksik kalır.
1923
Mübadeleden önce Sille'de 18.000 Müslüman ve Hristiyan birlikte yaşıyordu. Vadinin nüfusu, bugünkünün yaklaşık beş katıydı.
Lozan Antlaşması'nın öngördüğü nüfus mübadelesi kapsamında Sille'de yaşayan Rumlar Yunanistan'a gönderildi. Onların yerine Batı Trakya'dan Türkler getirilip vadiye yerleştirildi. Gelenler yeni bir coğrafyaya, gidenler ise ana dilleri Türkçe olduğu hâlde Türkçe konuşulmayan bir ülkeye taşındı.
Mübadele Sille'nin nüfusunu olumsuz etkiledi, göçü hızlandırdı ve yerleşimi giderek küçülttü. Kaybedilen yalnızca insan sayısı değildi: halı tezgâhları, çömlekçi çarkları ve mum atölyeleriyle birlikte vadinin üretim zinciri de dağıldı.
Bugün Sille'yi gezerken görülen boş konaklar, kullanılmayan kiliseler ve sessiz sokaklar bu kırılmanın izleri. Vadinin taşı yerinde durdu; onu yapan komşuluk dağıldı.
Mimari
Vadinin dokusunu anlamak için üç şeye bakmak yeter: taş, eğim ve su.
Evlerin çoğu tuğla değil, vadiden çıkan Sille taşından. Yapılar bir ya da iki katlı, üstleri toprak damla örtülü. Kapı önlerini ve dış yüzeyleri üzüm asmaları gölgeler.
Yerleşimin iki ana ekseni Sille Deresi'nin kuzeyinden geçen Hükümet Caddesi ve güneyinden geçen Baraj Caddesi'dir. Çarşı, derenin iki yakasında konutların altındaki dükkânlardan oluşur.
Eğimli arazi ve sınırlı alan, dar ve dolambaçlı sokakları doğurdu. Sokak zeminleri taş döşelidir ve ortalarından geçen kanal, yamaçtan inen suyu yönetir.
Kilise, cami, ayazma ve hamam birbirine yürüme mesafesinde. Bu yakınlık planlama tercihi değil, birlikte yaşamanın doğal sonucuydu.
Kaynakça
Aşağıdaki kaynaklardan derlenmiştir. Tarihler ve rakamlar kaynaklar arasında yer yer farklılık gösterebilir; kesinlik gerektiren kullanımlar için asıl kaynaklara başvurun.
Sırada
Kiliseler, camiler, hamamlar ve köprüler — hepsi yarım günlük bir yürüyüşün içinde.