
Geleneksel Türk mutfağında yaprak ile yapılan pek çok sarma çeşidimiz mevcut olup bunların en meşhuru asma ve lahana yaprağı kullanılarak yapılan etli ve zeytinyağlı yaprak sarmasıdır. Günümüzde bazı yörelerde yaprak dolma diye yanlış telaffuz edilen, bir tencere yaprak sarmasını yapmak, sabahtan akşama kadar uğraşmayı gerektirdiği halde, o özenle hazırlanmış yaprak sarmasının tamamının yenmesi, masa başında oturduğunuzda 20-25 dakikadan fazla sürmez. Ancak o güzelim yaprak sarmasının insanın ağzında bıraktığı tat, zihninde uyandırdığı mutluluk hissi hiç bir şeye değişilmez. Sille mutfağının vazgeçilmezlerinden olan etli yaprak sarması daha ziyade ince manca yemek dediğimiz misafir yemeğinin kara habercisidir. Yemeğin sonundaki pilavın öncesinde sofraya konur ve yemeğin sonuna gelindiğini haber verir.
Yaprak sarmasının o eşsiz lezzetini sağlayan asma yapraklarının seçimi de çok önemlidir. Kabuğu ince olan dimnit, kut ve nazlı gibi üzümlerin yaprakları yumuşak olur. Aynı zamanda hafif bir ekşilik de verir. Sarma da genellikle bu yapraklarla yapılır. Yaprak sarmasında kullanılacak olan yapraklar ne çok büyük ve damarlı, ne de yaprak sarması yapılamayacak kadar küçük olmalıdır. Var olan rivayetlere göre yaprak sarmasının eşsiz özelliklerinden birisi de suyunun zer (dert ve tasa) dağıttığına dairdir. Nasıl olmasın ki? O damağa yayılan tat insana herşeyi unutturur. Konsantre bir hal içerisindeyken yenilen yaprak sarmasının deva olamayacağı şeylerin sayısı az olsa gerek. Asma yaprağının faydalarından da bahsetmek gerekirse, asma yaprağının özellikle beynimizin talamus bölgesindeki hafıza merkezinin güçlenmesi için faydalı olduğu rivayet edilmektedir. Bundan dolayı da asma yaprağı ve özellikle de asma yaprağı kullanılarak yapılan yaprak sarması yenmesi tavsiye edilmektedir.
Yapılışına da değinmek gerekirse önce malzemesiyle başlayalım.
Bir sofralık sarma için 1 kg. kuzu koldan kıyma, biraz pirinç, karabiber, kuru nane, salça, bir baş soğan, bir adet biber ve tuz.
Hazırlanmış olan malzeme kıyma ile birlikte biraz su ilave edilerek bir müddet yoğrulur. (Suyu, içinin sert olmaması için ekleriz.) Sarılacak yaprak taze toplanmış ise haşlanır. Kurulmuş (Salamura) yaprak ise bir gün önceden suya konarak tuzundan arındırılır. Suda bekletilmez ise hem tuzlu olur hem de biraz sert olur. Yaprağın içine yeteri kadar iç konarak sarılır. Sert olmaması için sarılırken yaprak fazlaca içine dürülmez. İç bitinceye kadar sarılır ve tek tek tencereye yerleştirilir. Tencereye yerleştirilen sarmaların pişme anında dağılmaması için üzerine özel olarak topraktan yapılan bir kapak kapatılır.
Kıyma dana etinden hazırlanmış ise, tereyağı ve salça birlikte kavrularak tencerenin tabanına konulur. Çünkü, dana kıyma yağsız olur ve lezzet vermez. Malzeme listesi verirken bahsettiğimiz kuzu koldan kıyma, dana etinden de olabilir. Fakat hem damak lezzeti bakımından, hem de sarmanın sert olmaması bakımından kuzu eti tercih edilir. Pişerken de kuzu kıymadan yapılan sarma, etin kendi yağıyla lezzetli bir şekilde pişmesine vesile olur. Sarılarak tencereye yerleştirilen sarma pişirilmeye bırakılır. Kömür ateşinde pişecekse iki saat kadar ateşte kalır. Düdüklü tencereyle ocakta pişecekse bir buçuk saat kısık ateşle pişirilir. Pişmiş olan sarmalar servis yapılacak olan tabağa da tek tek yerleştirilir ve sofraya konur. Yanında koyun yoğurdu, olmazsa inek yoğurdu da tabakla servis edilir. Geçmişte Sille’de et tuzlanarak kurutmak meşhurdu. Bu dönemde tuzlanıp kurutulmuş etten yapılan sarmanın üzerine tuzunu alması için yoğurt konup, üzerine de tereyağı ile kavrulmuş salça dökülürdü. Günümüzde sarma taze etten yapıldığı için yoğurdu, sarmanın yanında servis yapmak, daha hoş bir damak tadı vermektedir.









İHSAN KAYSERİ
UĞUR ÖZTEKE

